THE LAST OF US PART 2 – Konsept Çizimler (Yorum)

Oyun dünyasını uzun zamandır kasıp kavuran The Last of Us Part 2 tartışmalarını bir kenara bırakıp, izninizle oyunun içinde “Ekstralar” bölümünde yer alan “Konsept Çizimler”e bir göz atmak isterim. Elbette hepsine yer vermeyeceğim ama en sevdiklerimi şöyle bir sıralayacak ve çizimler hakkında bir iki kelam edeceğim.

Dikkat: Çizimlerden görecekleriniz sebebiyle küçük çaplı da olsa spoiler’lara maruz kalabilirsiniz. Uyarmadı demeyin.

“The Birthday Gift”

Bu çizim belki de oyundaki en özel sahneyi barındırıyor olabilir. Spoiler olmasın diye bir şey söylemeyeceğim ama gerçekten The Last of Us severlerin gözlerinin dolmasının kaçınılmaz olduğunu belirtmem gerek. Ayrıca The Last of Us’ın her zaman çok iyi yaptığı şey yeşil tonlarını dengelemektir ve bu çizimde de yeşillerin ne kadar güzel gözüktüğünü söylemeden geçemeyeceğim.

“The Beginning”

Bu çizim oyunun en başındaki sahneden bir alıntı. The Last of Us Part 2’nin hikâyesi ve kapanışı tartışılabilir ama en güzel açılışlardan birini yapıyor oyun. Sıcacık, içten bir şekilde başlıyor hikâye. Tabii oyunda yüz animasyonlarının arşa çıkmış olması ve dolayısıyla karakterlerin çok gerçekçi görünmesinin bunda çok önemli payı var. Ayrıca çizimdeki ışığın geldiği açı ve oluşan karanlık detaylar gerçekten enfes.

“Brothers”

Yine oyunun açılış bölümünden, atlarıyla Joel ve Tommy’i bir arada gördüğümüz bir kare. Şunu fotoğraf diye gösterseniz çoğu kişi ilk bakışta fotoğraf mı değil mi diye sorgulamaz bile. Gün batımının güzelliği ve oluşan düşük ışıktan dolayı bütün detayların hafif bir silüet halini alması gerçekten etkileyici.

“Seattle”

İşte The Last of Us Part 2 dünyasının Seattle’ı. Oyunun bir kısmını bu yarı açık dünya ortamda geçiriyoruz ve açık dünya oyunlarını seven biri olarak, oyunun bu kısmından çok zevk aldım hatta keşke daha fazlası olsaydı dedim. Doğanın ele geçirdiği, insanların artık aktifliğini ve kontrolünü yitirdiği bir şehirde sessiz sedasız bir atmosferde dolaşmak, etrafta işe yarar bir eşya var mı diye atımla turlamak gerçekten çok keyifliydi. İşte o doğayı da bu çizimde nefes kesici bir şekilde görebiliyoruz.

“Seraphites”

The Last of Us Part 2’nin benim için en ilgi çekici yönü olan ve “keşke daha çok yoğunlaşılsaymış” dediğim Serafi tarikatinden, elinde dev bir çekiçle büyük bir tehdit olan ve çizimde de gördüğünüz çam yarması karakterlerle ilk karşılaştığımız anı anlatıyor bu kare. Benim için bu ilk karşılaşma gerçekten tarifsizdi ve kalp atışlarımın hızlandığını, hayatta kalma damarımın kabardığını hissettim. Ayrıca hem oyunda hem de çizimde belli olan soluk mavi-gri tonlarıyla yeşil tonlarını bir arada görmek de oldukça etkileyici.

“Red Light”

Bu karenin oyunun neresini anlattığını söylemeyeceğim, spoiler olmasın. Ama oyunun belli bir kısmında vurgulanan bu kırmızı renk fikri, kimin aklına geldiyse gerçekten oyundaki atmosferi daha güzel kılıyor ve ortamın sizdeki psikolojik etkisi de artıyor. Tek renk odaklı bir sanatsal tasarım fikri için oldukça etkili bir anlatım ortaya çıkmış.

“Jackson County”

Oyunun başında bize gösterilen, daha sonrasında ise ne yazık ki hiç geri dönmediğimiz ve bu çizimle görebileceğiniz hâliyle Jackson kasabası, Red Dead Redemption tarzı bir şekilde içerisinde yan görev yaptığımız, mağazasına veya barına uğradığımız bir mekan olabilirdi. Böyle olması bana göre oyunun dünyasını zenginleştirebilir ve daha dolu bir deneyim sunabilirdi ama oyun bunu tercih etmiyor. Konsept çizimde de görebileceğiniz üzere; kış mevsiminin atmosferi oldukça başarılı bir şekilde resmedilmiş.

“Nature Wins”

Seattle’ın yarı açık dünya kısmından bir kare daha. Yine bu çizimde de yeşil tonlarının öne çıktığını ve grinin nasıl çökmüş bir şekilde resmedildiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Doğanın her zaman kazandığını ve birkaç bin yıllık ömre sahip insan ırkının inşa ettiği düzeni, nasıl da bir çırpıda yıkıp her şeyi kendi lehine çevirebildiğini çok güzel vurguluyor.

“Theater”

Yine olası bir spoiler ile karşı karşıyayız ama merak etmeyin, tabii ki buranın neresi olduğundan ve öneminden bahsetmeyeceğim. Zaten çizimde de her şey birebir resmedilmiş değil. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, çizimde vurgulanan psikolojik tablo ve insan duyguları. Oyunu düşünmeden, sadece çizimi yorumladığımda; etrafı boş koltuklarla çevrili ve ışığın özellikle kendisine odaklandığı bir insan görüyoruz. Bu da bana insanın yalnızlığını ve hayat yolculuğunda zaman içerisinde yanındaki, arkasındaki insanların birer birer eksildiğini hatırlatıyor. Yolun sonunda, öylece yapayalnız kalıyorsunuz…

“Final”

Burası oyunun sonundan bir kare olduğu için doğrudan spoiler içeriyor ama detay vermeyeceğim. Sadece çizimin tarzını, çizgi formunu ve yarı siyah beyaz yarı sepya görünümlü renklendirmesini çok sevdiğim için ekledim. Tabii ki çok özel bir sahneyi anlatıyor olmasının da payı var. Her baktığımda duygulanıyorum diyebilirim.

Evet, oyunla ilgili tartışmaları bir kenara bırakıp konsept çizimler üzerine konuştum ve en sevdiğim on çizimi yorumladım. Elbette daha bir sürü konsept çizim var ancak hepsinden bahsetmek yerine içlerinden en sevdiklerimi derlemek istedim doğrusu. Oyunla ilgili kısa kısa notlar vermiş ve oyunda bulunan mekanları gösteren çizimlerden bahsetmiş olsam da, gerçekten spoiler niteliği taşıyan bir bilgi vermedim, vermemeye çalıştım. Umarım keyif almışsınızdır, başka bir yazıda görüşmek üzere!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Post comment